İşte kuşak boşluğu ve nedenleri!

Melis Ayvallı Neoluyoo Haber Müdürü

Bilim ve teknoloji alanındaki gelişimin sürekliliği, insanların, inanç, yaşam şekli ve genel davranış gibi kavramların üzerinde etkisini gösteriyor. Dolayısıyla, farklı kuşaklara mensup insanlar arasındaki öğreti farklılıklarının oluşması kaçınılmaz olmuştur ve ”kuşak boşluğu” olarak nitelendirilen fikir ise, her nesilin kendine ait ideolojileri olmasından sebep oluşan çarpıklık olarak bahsedilir.

Kuşak Boşluğu Nasıl Açılır?

Farklı kuşaklara mensup insanlar, bağımsızlıktan önce doğanlar, gelenekselciler olarak adlandırılanlar, bir sonraki nesil Babyboom, 1965-1980 arasında doğan X Kuşağı ve 1980- 1999 Y Kuşağı olarak bilinir. Bu kuşaklar arasındaki uçurumu açıkça gösteren birkaç şey vardır…

Aile sistemi

Eski nesillere mensup insanların bir çoğunun inancı, ortak bir aile sistemi ve paylaşım değer yargılarının önemi paralelliğinde gelişmiştir. Ancak, bu kavram nesiller boyunca bozulmuş, yeni nesil özgürlük istemiş, ve ailelerin bir çoğunda ortak geleneksel yaşam tarzını takip eden pek kimse kalmamıştır. Yani, insanların genel yaşam tarzı büyük ölçüde değişmiştir.

DİL

Mesela, gelenekselliği dillerinden düşürmemiş Türkler, günümüzde konuşulduğundan çok daha fazla farklılaşmış ve değişmiştir. Üretim ve dünya sanayi devrimlerinden sonraki nesiller boyunca meydana gelen bu değişim öyle çokta ani gelişmemiştir. Her kuşak yeni bir ”slangs” grubunu benimsemiş ve bunun sonucunda bir önceki grup ile bazı bölünmelere sebep olmuştur. Ev içerisinde, farklı nesillere ait melez bir dilin yanı sıra iş hayatı çerçevesinde iletişim, dildeki bu değişim nedeniyle bazen zorluk çıkartmıştır.

İş hayatındaki Tutum

Geleneksel gruba mensup kişiler, yön gösterme konusunda iyiyken ve tek bir işverene sadık kalırken,  bu günlerde insanlar tam tersi olacak şekilde çok çabuk sıkılıyor ve bazen birkaç yıl veya aylarca yeni iş bulmak konusunda sıkıntı çekebiliyorlar. ”Y” insanları yenilikçi öğretilere sahiptir çoğunlukla.. Bu durum, deneyim ile orjinalliğin arasında ince bir çizgide, yönlendirmelere ya da kontrol edilmeye yönelik alışkanlıkları reddedip, bir fikre körü körüne bağlanmak yerine kendi eşsiz fikirlerini paylaşmak ve uygulamayı tercih etmeleri de kaçınılmaz sondur

Kadınlara karşı tutum

Geleneksel nesil’e ait kadınlar çoğunlukla evleriyle sınırlıydı. Bilirsiniz işte, sadece evin bakımıyla ilgilenen,yemek, ve yuva kuran dişi kuşlardı onlar. Dışarı çıkan, çalışan ve işe giden ise evin erkekleriydi.

Ancak toplumun kadınlara karşı tavrı nesiller boyunca değişir ve günümüzde kadınların kendi seçtikleri herhangi bir alana girmelerine izin veriliyor ve onlar da erkekler gibi çalışabiliyorlar artık.

Nesil farklılığına sahip insanlar arasında oluşacak bu husustaki farklar aslında çok doğaldır. Asıl sorun, farklı kuşaktan insanların birbirlerini tamamen kınayıp, aynı zamanda fikirlerini ve inançlarını karşısındakine dayatmaya çalıştığında ortaya çıkacaktır ki çıkıyor…

JENERASYONLAR HAKKINDA…

Gelenekselciler

Bu insanlar 1946’dan önce doğan ve şu an 70 yaşın üzerinde olan gruba aittir. Bu grup, iyi sorumluluk alan ve işlerin başarılı bir şekilde yerine getirildiğinde memnuniyeti olan kişiler olduğu söylenir. Deneyimlerini genç kuşaklarla paylaşmayı severler ve bu bilgi deneyimlerini takdir eden insanlar etrafında olmayı severler. Tek bir otoriteye sadık oldukları biliniyor. Bir çoğu, tüm yaşamlarını aynı organizasyon içerisinde çalışıp karşılığında da aynı sadakati dört gözle beklerler.

Baby  Boom

Bu grup ise, 1946 ve 1965 yılları arasında doğan jenerasyon için söylenir. Bu kuşaktan insanlar çok çalışan ama geri bildirimlere de çok açık olmayan bir tavra sahiplerdir. Promosyon ve potansiyel kadar parasal ödüller de isterler. Birçoğu lüks ve burjuva büyümediğinden sebep, çocuklarının iyi bir hayata ve istedikleri her şeye sahip olduklarından emin olmak isterler.

Bu babyboomlar için en çok dikkatimi çeken şey ise; takdir görmeye karşı bir dürtülerinin olduğudur. İş hayatında, sosyal hayatında ve aile içerisinde değer görmek ve onaylanma isteği en çok tavan yapmış grup olabilir. Bu isteklerinin eksikliği ise çevresindeki insanlarla  aralarında memnuniyetsizlik yaratabilir.

X KUŞAĞI

1965 ve 1980 yılları arasında doğan X kuşağının isteklerini ise, kendi yerlerini ve kendi hakimiyetlerine odaklı bir hayat biçiminde yorumlayabiliriz. X grubu için en iyi ödül, zaman aşımı şeklindedir. Yani, işleri kendi yöntemleriyle yapmak ister ve herhangi bir kuraldan, testten, geçmek istemezler.

Herşeyi istedikleri gibi her hangi bir norm ve etik çerçevesine çok bağlı kalmadan yapabildikleri söylenebilir. Bu insanların kendileri ile ilgili deneyimleri doğrultusunda, mensup olduğu ailenin içerisinde , ebeveynlerinin hem çalışıp hem de ev düzenini ve aile yapısını sağlamak konusunda gördükleri etkinin iyi olmadığını fark etmiş ve bu nedenle, hem aile düzenini hem de işi sağlıklı yürütebilmek konusunda sorgulamaya yönelmişlerdir ( bir çoğu). Bu neslin, yaşam ve çalışma tarzı biraz ”esnek” dediğimiz türden olabilir…

Y Kuşağı

Hızlı geri dönüşler, orjinal perspektif, anlamlı ve potansiyel sermaye, yaratıcılık, sorgu nirvanası ( Türkiye için çok emin değilim.) ve keşif… Evet! ”Y KUŞAĞI”

1981 – 1999 arasında doğan insanlar grubudur. İş sahasına yeni girmiş, anlamlı ve özgün çalışmalara ilgi duyan ve aynı zamanda hızlı geri bildirimleri de bekleyen bir gruptur. Bu nesile mensup kişiler de bireysellik oldukça fazla görülebilir. Yaratıcı bireylerle ve yaratıcılıklarını keşfetmeleri için müsait olan ortamlarda çalışmak ve bu doğrultuda hayat disiplini oluşturmayı tercih ederler. Bu onlar için bir motivasyon kaynağıdır ve onları canlı tutar. Öte yandan ise, çok çabuk sıkılma eğilimi gösteren bir nesildir. Gelenekselcilerden farklı olarak, işlerini ve yaşam mekanizmalarını sık sık değiştirirler.

İnsan ırkı sürekli gelişiyor ve dolayısıyla farklı kuşaklara mensup insanların ideolojilerinde de bir değişim görülmesi kaçınılmaz son. Birbirimizden farklı fikirlere sahip olmamız tamamen doğru ve doğal olmakla birlikte, hiçbir zaman bir çatışma sebebine de dönüşmemelidir.

Bana gelecek olursak, belli bir kuşağa ait olma fikri sanırım zihinlerimizle ilgiliyken buraya kadar anlattıklarımın hepsi işin kitaplarda okuduğumuz kısmıyla ilgili oldu…

Amma da hikaye be!

O zaman şuraya bir şarkı bırakıyorum, MY GENERATION’ı dinlerken bunu bir düşünün siz…