ABD’de darbe girişimi… Kongre baskını nasıl yapıldı? Rumet Serhat sordu Kumru Toktamış ABD’den yanıtladı

Rumet Serhat / İstanbul - 8 Ocak 2021

WASHINGTON DC’DE NELER OLDU?

Bir habercinin haberle ilgili yapması gereken en önemli iş, haberi ilk giren haberci olup ses getirebilmektir. Bu da; haberi teyit edilmeden hızlıca servis etmek mi, yoksa teyit edilmesini bekleyip geride kalmak mı? 6 Ocak 2021 tarihinde ABD’nin başkentinde yaşanan olaylara dair, anı anına takip etmeme rağmen öncelikle tozun dumanın durulmasını bekledim. ABD Başkanlık sistemi ve seçimleri ile ilgili bir röportaj serisi gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz Kumru Toktamış da olayları anlık olarak takip ediyordu ve bu röportaj sistemle ilgili bilgilendirme röportajı olacakken dünyada kimsenin beklemediği olayların detay ve soru röportajı oldu. Hatta olaylar gerçekleşirken Kumru ile konuştuğumuzda “bunun daha azını 200 siyahi yapmaya kalksa şu an o basamaklarda 200 ölü siyahi olurdu” şeklinde diyaloğumuz oldu.

Olaylara damgasını vuran ise kesinlikle ne postu olduğunu anlamadığımız kıyafetiyle, boynuzlu ve yarı çıplak Capitol binasında gezen kişi oldu.

Rumet Serhat: İnsanların bireysel silahlanması, özellikle de ağır silahlarla silahlanması ABD’de Donald Trump öncesinde de var, peki buna bir dur denilmeyecek mi?

Kumru Toktamış: Bu halen daha ABD Anayasasının ikinci maddesi. Bunun değiştirilmesi çok zor, ama yerel düzenlemeler ile kısıtlamalar var. Örneğin; New York şehrinde yasal silah edinmek o kadar kolay değil. Yoksul siyahilerin çoğunlukta olduğu bütün kentlerde böyle kısıtlamalar var. Kimse de kalkıp “bu anayasaya aykırı” diyemiyor.

RS: Birkaç ay önce ABD’de bir üniversitede doktorasını yapan bir arkadaşımla konuştuğumda bana “çok felaket durumda, herif Reichstag Yangını gibi yapıp, Capitol’ü bile yakar” demişti, ben de “elbette iktidarı için yapar, ama ABD devlet sistemi oturmuş durumda, krizi yok, bunu da atlatır” demiştim. Sanırım haklı çıktım. Dün ne oldu? Donald Trump lafı güzaf “sandıklara sahip çıkalım” misali söylediği sözün sonunda Capitol denilen ABD Kongresinin basılacağını hesaplamış mıydı?

KT: Çarşamba günü Trump ve kadrolarının ajitatif konuşmaları tuttu ve darbemsi bir şaklabanlık yaşandı. Trump için “varlıklı falan değil, sadece yoksul adamın varlıklı olmaya dair tasavvurlarının ürünü” gibisinden bir laf edilir (he is the poor man’s idea of a rich man). Aç tavuklar, Trump’ın evinin fotoğraflarını görünce orayı darı ambarı sanıyorlar gibi bir durum. Çarşamba günü yaşananlar da bu, böylesi aç tavukların darı ambarına daldıklarını sanma halleri idi sanki. Ancak, işin şakası bir yana, Çarşamba günü yaşananlarda Trump’ın, Trump’ın avukatı Giuliani gibi, sorumsuz tiplerin ajitatif konuşmalarından öte bizzat Kongre içindeki kurumsal süreçleri kötüye kullanmaya hazır olduklarını açıklayan temsilci ve senatörlerin rolü çok önemli. Bu kişiler (100’den fazla temsilci ve bir düzine senatör) şimdi derhal çark etmiş görünüyorlar olsalar da yaşananlarda direk sorumlulukları var. Çarşamba günü Kongrede son derece sıradan bir seremoni yaşanacaktı. Bu seremonide yine seremoni düzeyinde karşı çıkışlar da olabilir. Örneğin, 4 sene önce Trump’ın Başkanlığı onaylanırken Biden bu seremoniye başkanlık ediyordu. Üç-dört temsilci Trump’ın başkanlığına itiraz ettiklerini dile getirdiler, ancak tartışma sürecini aktive etmediler ve Biden onlara kürsüyü vermedi. Yarım saat, 45 dakika sonra da “haydi buraya kadar” diye espri yaparak Trump’ın başkanlığını onaylamıştı. Seremoni basit bir gösteri olarak kapanmıştı. Ama Trump politikası zaten muazzam bir sürgit şov hali olduğu için bu yüz küsur seçilmiş insan seremoniden tiyatro çıkarmakta iddialıydı. Tiyatro nümayişe, nümayiş ise şaklabanlığa döndü. Yaşanan bundan ibaret bence. Ancak, şaklabanlık olması tehlikeli ve yasadışı olmadığı anlamına gelmiyor. Temsilciler ve senatörlerin samimi değil fırsatçı oldukları hemen ortaya çıktı ve gayri meşru iddialarından geri adim attılar. Çarşamba sabahı “mahkemeyi savaşarak kazanacağız” diyen Trump’ın avukatı Giulliani, Perşembe sabahı “ama şiddet olmaz” diyordu. Trump zaten çarşamba sabahı “sizinle yürüyeceğim” diye boş bir laf edip yürümedi. Ama bu Kongreye giren gariban güruh gerçekten tarihi bir adim attıklarını sanıp ortalıkta süklüm püklüm dolanıp durdu. Benim anlamadığım şu: onlarca kez Washington DC’de yapılan gösterilere katıldım, değil Capitol’e girebilmek, o merdivenin basamaklarına bile yanaşamazdık. Orada nöbette duran güvenlik kuvvetlerinin silahlanma halleri yıldan yıla artıyordu. En son kadınların mitinginde bile oraya savaş hali üniformaları ve teçhizatı ile dikilmişlerdi. Siyahların gösterilerinde de aynı şekilde aşılmaz bir askeri duvar vardı. Peki, Çarşamba günü ne oldu? Üç, beş tane bekçi kılıklı güvenlik görevlisi barikatları bile koruyamadı. Hiç şüphemiz olmasın bunun sorusu sorulmaya devam edecektir.

RS: Toplamda kaç gösterici içeri girdi? Normalde sürekli protesto yapılan bir alan olarak güvenlik tedbirleri normale göre düşük müydü? Ulusal Muhafız geç mi geldi?

KT: İki farklı güvenlik konusu var burada, bunları karıştırmadan anlamaya çalışalım yoksa kendimizi komplo teorilerinin lüzumsuz alanında buluruz. Hafta sonundan beri gösteri alanını tutan ve başka eyaletlerden gelmiş olanların sayısı on bin kadardı. Bu her şeye rağmen önemli bir sayı. Gerçekten seçimlerin gayrimeşru olduğuna inanan on bin silahlı, ama örgütsüz taşralılıklar. İçeriye girenlerin bir kaç yüz kişi olduğu söyleniyor. Şimdi, şu çok önemli: “ifade özgürlüğümü kullanıyorum” (Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının 1. maddesi) derken, silah (anayasanın 2. maddesi) çekemezsin. Bu önemli bir kuraldır. Bunlar da ifade özgürlüklerini kullandıklarını düşündükleri için silah çekmediler diye düşünüyorum. Güvenlik tedbirlerinin az olmasını komplo teorileri ile falan açıklamaya kalkışmaya hiç gerek yok, ABD deki yaygın ırkçılığın bir başka görüntüsüne tanık olduk. Ayrıca, Trump’ın da tekrarlamış olduğu gibi “Cumhuriyetçiler huzur ve düzen partisidir” yaklaşımı da var. Dolayısıyla hafta sonundan beri başkent çimenlerinde “başbuğlarından” işaret bekleyenlere karşı ciddi güvenlik önlemleri alınmadı. Ancak şu da sorudur; belki de FBI bu güruhların içeriden kontrol edilebileceğine kanaat getirmişte olabilir. Bunu bilemem, bildiğimi de iddia etmeyeceğim. Güvenlik konusunun ikinci başlığı ise: Ulusal Muhafızlar veya Türkiye basınının pek sevdiği “asker postalları”. ABD de Ulusal Muhafızları çağırma yetkisi yerel siyasi iktidardadır. DC’de bu çağrıyı Belediye Başkanı yapar. Yanıt vermek ise, evet, ABD Başkanı, Pentagon ve Savunma Bakanındadır, ama Trump DC’deki yetkisini Savunma Bakanına devretmişti. Belediye başkanının Ulusal Muhafız çağrısına Pentagon’un cevap vermekteki yavaşlığı konusunda da sorular sorulacaktır. “Ulusal Muhafızları Pence çağırdı” geyiğini çok duyar oldum. Pence, bu emir komuta zincirinde yok. Telefon etmiştir, ama bununla açıklanmaz. Her iki anlamda (polis ve ulusal muhafız) yaşanan güvenlik zaaflarını komplo teorileri ile açıklamaya yeltenmek büyük basiretsizlik bence.

RS: ABD, her eyaletin kendi anayasası olsa da Birleşik Devletler Anayasasının çok ama çok ciddiye alındığı bir yer. Göstericiler zor kullanarak yasal bir seçimi iptal ettirtip kendi kafalarındaki adayı getirteceklerini mi düşünüyorlardı?

KT: Göstericilerin (ki artık onlara gösterici diyemeyiz, saldırgan demek daha doğru) akıllarından geçenleri biliyormuş gibi yapmayalım. Bildiklerimiz zaten durumu açıklamaya yetiyor: kafasından geçen ajitatif cümlelerle devlet idare edebileceğini sanan bir Başkan, o başkanı kendi gündemleri için bir fırsat olarak gören politik kadrolar olduğu sürece her zaman bir kaç yüz, bir kaç bin göstericinin saldırganlaşması mümkün. Bunu biz biliyorsak devlet erkânı da biliyordur.

RS: Michael Pence ile son anda Trump ayrı düştüler ve kökten bir Cumhuriyetçi Partili olan Pence ülke anayasasını, Cumhuriyetçi Partiye dışarıdan gelmiş popülist ve oportünist Trump ise kendisini tercih edip birbirlerini suçladılar. Bunu CP içinde Utah ve Ohio senatörleri de Trump’ı suçlayarak devam ettirdiler. Eski Cumhuriyetçi Partili Başkan W. Bush meclis basmaların Muz Cumhuriyetlerinde olacağını söyledi. Şimdi Cumhuriyetçi Parti siyasi geleceğinde ne görüyor? Başkanlığı geçtim, bundan sonra Temsilciler Meclisi, Senato seçimlerinde bir zafer umutları var mı?

KT: Cumhuriyetçi Parti kadroları pek gönülsüz girdikleri Trump gündemini ve evrenini tepe tepe kullanıp, bu süreçten son derece kazançlı çıktılar aslında. Hukuk düzenine dayalı bir ülkenin Yüksek Mahkemesini önümüzdeki 60 yıl ele geçirebilmiş olmak hiç azımsanacak bir kazanç değil. Çok riskli bir kumar oynadılar ve ellerinde patladı. Uzunca bir sure meşruiyet kaybı yaşayacaklardır. Reagan gibi bir artisti ön plana çıkartmakla başladıkları süreçte umarım son sahneyi oynadılar. Daha sakili ne olabilir diye düşündüğümde aklıma gelenler örneklerden kendim korkuyorum. Cumhuriyetçi Parti liderleri bu sorumluluktan ellerini temizleme harekâtına hemen dün akşam başladılar. Trump’ın kullanılıp atılacak bir araç olarak görüldüğünü biliyordum, ufuk çizgilerini nerede çektiklerini bir turlu kestiremiyordum. Her “bu kadarı da olmaz” dediğimde. Sınırı o kadar zorladılar ki, sanırım kısa bir sure için, sonunda kendi devlet olma meşruiyetlerini yitirdiler.

RS: Biden dün yapılan olayla ABD halkının başkanıdır diyebilir miyiz?

KT: Biden dün olayların en tırmandığı noktada sahne alarak, “Halkın Başkanı” oldu gerçekten. Siyasi liderlik ve devlet olmak böyle bir şeydir. Dün yaşananlar bir demokrasi meselesi değil, bir devlet olabilme meselesi idi. Demokrasi katılım demektir ve oldukça kırılgan bir süreçtir. Devlet olmak, liderlik demektir ve süreklilik gerektirir. Biden, ABD halkına ve dünyaya sürekliliğin tablosunu verdi. Burada sürekliliğin içeriğini veya katılımın niteliğini tartışmaya açmadan bu noktaların altını çizmek gerektiğini düşünüyorum.

RS: Kongreyi talan eden insanlar nasıl sokağa çıkma yasağına riayet edebiliyorlar?

KT: Etmediler zaten. Polis tarafından yavaş yavaş ve sulh içinde ötelendiler ve süklüm püklüm bir kenarda durdular. Sonra da otellerine dağıldılar. Bu sabah medyanın bütün ağzı laf yapanları ağız birliği etmişçesine “utanç verici” ifadesini kullanıyorlar. Nedense bu saldırganlara suçlu muamelesi yapılması yerine, “çok ayıp, çok yakışıksız” diyerek çocuk gibi azarlanıyorlar. Bu hala daha Trump kitlesine gösterile gelen sonsuz tahammülün uzantısı bence

RS: Artık Demokratlar ülkenin tek hâkimi oldular, peki onları kim denetleyecek?

KT: Hayır, Demokratlar ülkenin tek hâkimi değil, bu çok yanıltıcı bir yaklaşım. Birincisi, Cumhuriyetçiler, Yüksek Mahkemeye şekil verdiler. 20yy’ın başından beri dengeli bir eşitlikçilik ve özgürlükçülük içinde olan Yüksek Mahkeme artık, muhafazakâr bir mahkeme. Bir hukuk düzeninde bu çok önemli. İkincisi Cumhuriyetçiler 70 kusur milyon seçmenin oy verdiği bir parti. Buna kimse sırtını çeviremez. Üçüncüsü, Obama’nın ilk iki yılında da Temsilciler Meclisi ve Senato Demokratlarda idi. Ancak Obama parmağını oynatamadı o yıllarda. Demokrasilerin kırılganlığı bu nedenle önemlidir. Tek hâkim gibi kesinlikler gayri demokratik toplumların gerçekliğidir.

RS: Tamamen Trump karşıtı olmasına rağmen ANTIFA yaptı deniliyor, buna inananlar da var. ANTIFA’dan bir açıklama geldi mi?

KT: ANTIFA diye bir tane bir şey, bir grup, bir yapı yok. Bu sadece Cumhuriyetçi ajitasyonda cisimleşen bir varoluş biçimi. Faşizme karşı olan herkes bir çeşit ANTIFA’dır. Bu cisimleştirmeyi dilimizde yeniden üretmenin âlemi yok. Bunlar bir çeşit güven ve dayanışma ağları. Bizler de bu yüzden dost, ahbap, arkadaş oluyoruz. Bunun örgütsel bir yapıymış gibi nesneleştirilmesi ve hatta kriminalize edilmesi en basit haliyle saçmalık.

RS: Son durum nedir?

KT: Şimdi Temsilciler Meclisi üyeleri “Gizli Servis (CIA) olmasaydı kaos yaşanırdı” diye açıklamalarda bulunuyor. Anlaşılan o ki, Gizli Servis, Senato da ve Senatörlerin güvenliğini sağlayıp sonra da Temsilcileri alandan kaçırmışlar. Saldırganlar bu nedenle sadece Temsilciler Meclisi mekânına girebildiler sanırım. Gizli Servis; Başkanı ve başkan adaylarını (ve ailelerini) ömür boyu korur. Gizli servis ajanları önce Senato’da Kamala Harris ve Pence’in güvenliğini sağlamış ve sonra Temsilciler Meclisini boşaltmışlar. Capitol polisi silah çekmeyip, sadece cop sallamışlar.

RS: Donald Trump’ın İngiliz diline katkıları biliniyor, Schrödinger’s Douchebag**, Voteflake*** gibi katkıları var. Acaba dünkü olaylardan sonra yeni tabirler var mı?

KT: Twitter Führer

*Capitol/Kapitol: ABD’nin iki kamaralı meclisi olan Senato ve Temsilciler Meclisini barındıran Kongre ile ABD federal hükümetinin yasama organının merkezi.

** Saldırgan şeyler söyleyen ve şaka yapıp yapmadığına çevresindeki insanların tepkisine göre karar veren bir adam.

*** Bir oylamanın sonucunu kabul etmeyi reddeden, genellikle yanlış oy sayımı, yabancı müdahalesi, hile nedeniyle sonucun geçersiz olduğunu iddia eden insanlar