Koronavirüsün ne zaman başlayacağını bilmişti! Ünlü Astrolog Tadevik Mardirosyan bitiş tarihini verdi

Rumet Serhat / 20 Mayıs - Çarşamba

Astrolojik olarak Dünya özellikle 2020 ile 2023 arası kritik bir değişim ve dönüşümü geçiriyor. Vedic astroloji üzeriden baktığımda esasen bu corona belki 1 yıl daha dünya üzerinde etkili olur. Ancak bununla baş etmek zor değil, her millet, her bölge kendi aşısı ve tedavi yöntemini geliştirecek. Yani aslında bu corona zaten yapacağını yaptı.

Günümüzden 3.500 yıl önce, dünyada en eski 5 uygarlıktan biri kabul edilen Sümer uygarlığının “iki nehrin arası” olan Mezopotamya’da başladığı düşünülür. Bildiğimiz anlamda tarım, (Gluteni sorun yaratmayan tam buğday) yazı, matematik, ticaret, edebiyat, şehir devletleri, düzenli ordu, hukuk, tıp ve din, hatta kıyafetlerimiz için temeller 5.500 yıl önce bu medeniyet tarafından atılmıştı. Tabi, bize çarpım tablosu, logaritma, Pi sayısı, din insanlarının örtünmesi, 1 dakikanın 60 saniyeden, 1 saatin 60 dakikadan oluşması, artık yıl ile 12 aylık ay takvimi gibi mirasların yanında burçlarıyla astrolojiyi de hediye ettiler. Daha önceden yeni gün güneşin batmasıyla başlarken, M.Ö. 300 yılında müneccim/kâhin/astrolog Kidannu’nun önerisiyle gece yarısından başlaması kabul edilmiştir. Hatta Türkçede kullandığımız, Semitik dillerde de aynı geçen Nisan, Temmuz, ay isimleri dahi 5.500 yıl ötesinden gelmektedir.

Bu röportajda konuğum “Vedik” olarak bilinen Hint astroloji üzerine uzmanlaşmış Tadevik Mardirosyan ile gök kubbede neler olduğu, dünyaya ve hayatımıza iz düşümü nasıl oluyor üzerine oldukça güzel bir sohbet gerçekleştirdik. “Arap Rakamları” olarak geçen, aslında “Hint rakamları” olan 0 ve 9’un kökeninin yine sürekli iletişimde bulundukları kesinleşen antik Mezopotamya-İndus/Hint Medeniyetleri arasındaki ilişkiden kaynaklanabileceği gerçeğiyle, astrolojik boyutta da ciddi etkilenmeler olduğu açık. Astrolojiye inanırsınız, ya da inananı bile küçük görürsünüz belki bilemem, ama ben tanımlanamayan konularda en azından “kapıyı aralık bırakma” görüşüne inanan biri olarak size, “fala inanma, falsız kalma” diyerek, boş vermeden okumanızı tavsiye ederim.

Rumet Serhat: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Tadevik Mardirosyan: Tabi ki… Dersimliyim… 1915’de ki olaylarda annesi Ermenistan’a giden ve 10 yaşındaki oğlu Türkiye’de kalmış dedemin torunuyum. Türkçe ismim olmakla beraber, çok uzun yıllardır Tadevik Mardirosyan ismini kullanıyorum.

RS: Tadevik Mardirosyan isminin özel bir anlamı var mı?

TM: Tadevik Mardirosyan isminin anlamı… Erivan’da ecmiadzinde bir tarihi manastır vardır; Tatevik manastırı. Tatevik manastırının yapılış aşamasından gelen bir konudur. El vermek anlamı taşır. Mardirosyan ise şehit oğlu anlamına gelir. Tatevik esasen Ermenice de kız ismidir.

RS: Astrolojiye ilginiz nasıl başladı?

TM: Astrolojiye olan ilgim daha doğrusu bilinmeyen gölgede kalan okült konulara olan ilgim çok erken bir zamana denk gelir hayatımda. Çok uzun yıllardır tek tanrılı dinler ve pagan dönemine ait konular ve bilinmeyenler hakkında ki kitapları ve onun öğretileri ni ve felsefi ve sosyolojik tarafını hep inceledim. Tüm bu araştırmalarımda tüm okuduğum tek tanrılı dinler ve pagan is döneme ait her şeyde bir gökyüzü vurgusu vardı. Bu aynı zamanda Gök ile Yer arasında ve insan ve doğa ve coğrafya arasında olduğunu anlatıyordu. Haliyle bende de var olan bu yönüm beni bu alana yönlendirdi.

RS: Peki astroloji nedir?

TM: Astroloji birikmiş bir hafızadır ve bu birikim ile bu matematiği insanın hareketleri ile gökyüzündeki takımyıldızların hareketleri arasında ki paralelliğin farkına varmış ve bu fark ile yeryüzündeki insanlığın hem bireysel cenneti hem de bireysel cennet alanını, ortak değerler üzerine kuruduğunda cennet’te yaşayacağın aksi durumda cehennem olacağını vurgular. Vedic astroloji bunu anlatır…

RS: Ekranlarda sürekli astrolojinin “öz-hakiki kraliçesi” olarak kadın astrologlar görüyoruz. Senelik 1-2 kitap, içine de 3-5 olumlama yazıp satıyorlar. Ama erkek astrolog çok çok nadir görüyoruz. Rahmetli Ata Nirun ya da sizin haricinizde erkekler mistik konularda kendilerini saklamayı tercih ediyorlar. Bu neden böyle? Acaba toplum zaten kadını küçük gördüğü için bu dediklerinizi bir kadın derse ciddiye almayabiliyor, fakat bir erkek derse deli yaftası yapıştırıyor olabilir mi?

TM: Ata Nirun, Allah rahmet etsin. Astroloji ye bu gün kadınların yönelmesi farklı bir durum özellikle ülkemizde, bunun temelinde yaşadığımız coğrafya ve inanç sistemi ile ataerkil yapının içine sıkışıp kalan, ancak teknoloji dünyasıyla ve Batı değeri normları arasında sıkışıp kalan kadınlarımız bu yöne yönelerek aslında bir çıkış noktası arıyor bireysel olarak. Bu sebepler ile astrolojiye yöneliyor. Bu işin kralı ve kraliçesi olmaz olmamalı. Bu işi en doğru biçimde yani astroloji anlatmalı. Astroloji iki olumlama vs ile veya bir iki bilgi ile sürdürülebilir bir yol değildir. Astroloji insanı ve insan topluluğunu aynı boyutta ele alınarak bilgilendirmesi gerekiyor. Bir kişinin kazanımı diğerinin kaybı biçiminde ele alınarak yapılan astroloji hiç kimseye hayır getirmez. Toplum ve toplumun ortak paydası ve mutluluğu nasıl yakalanır, bunu da anlatır astroloji. Bireysel kazanımlar üzerine anlatılan astroloji kapitalizmin bir aracı olmaktan yani tüket tüket toplumu yaratmaktan öteye gitmez.

RS: Astrolojinin çok farklı çeşitleri var mı?

TM: Astroloji tek kaynaktan doğmuştur, tek gökyüzü vardır. İşlem sahası gökyüzüdür. Ancak günümüzde farklı teknikler kullanılan sahalar var. Vedic astroloji, Hindistan havzasına aittir. Batı astrolojisi, Çin astrolojisi, Arap astrolojisi, Uranyen astroloji gibi birçok dal vardır. Ancak hepsinin temeli kendi galaksimiz in planetleri ve burçlar üzerine çıkarım yapar.

RS: Siz bu yöntemi nasıl öğrendiniz?

TM: Hem ezoterik konulara olan ilgim ve kısa bir dönem Hindistan’da görüşme ve Hindistan’daki gurularım ile. Ancak guruya her giden astrolog olacak diye bir şey yok. Astrolog yani Jyotish ışığın elçisi olmak yine kişinin doğum haritasındaki yerleşimler ile bellidir. Yani gökyüzü kendi işçisini kendisi seçer.

RS: Yani isteyen gidip öğrenebiliyor mu?

TM: İsteyen derken istek olacak bu alan onda çok güçlü olacak. Mesela bu alanda çok donanımlı olacak 40 yıldır bu konular ile hep ilgiliyim. Yani şevk hiç bir zaman bitmeyecek. Din felsefe inanç sosyoloji psikoloji coğrafya matematik felsefe çok iyi olacak. İyi tarih bilecek. Astrolojinin içinde İnsan ait olan ne varsa o da vardır, 2 ay ders almakla Astrolojinin belli teknik kuralları öğrenilebilir ancak astrolojinin içinde olmak çok farklıdır.

RS: Türkiye’de öğrenmeye başlamak için nereden eğitim alınabilir?

TM: Bu işin okulu dediğim gibi. Doğum haritasında başlar, o harita onu Hindistan’a Nepal’e, Peru’ya bile götürür öğrenmek için.

RS: Yanılmıyorsam aslında Batı ve Arap Astrolojisi birbirlerine bayağı yakın ve Hint astrolojisi kökenliler, ama Uranyen astrolojiyi ilk defa duydum.

TM: Rumet bey, konuyu biraz daha açayım: Uranyen astroloji; Satürn ötesi 1781 yılında keşfedilen Uranüs gezegeni ile ilgili bir tekniktir. Uranüs’ün hareketleri ve burçlar geçişi ile ortaya çıkan değişimler üzerine ve diğer gezegenler ile etkileşimi ile sentez yapmaya çalışır. Astrolojinin bugünkü etimolojisini anlatayım: İnsanlığın varoluşundan itibaren insanoğlu yaşadığı bu dünyanın ürkütücü boyutları içinde doğa ve o günkü birlikte yaşadığı vahşi dünya içinde hep merak ettiği gökyüzünün o ışıklı hareketlerini takip etti. Önce bir şeyi fark etti güneş doğarken ve batarken görünen bir ışık (bugünkü Venüs). İşte bu günkü Astrolojinin temelinde hep bu Venüs yatıyor. Hint ve Vedic astroloji de buna Shukra denir, “Şukra” olarak okunur bildiğimiz şükre yakındır. Mezopotamya kültüründe ise bu Venüs’e İshtar denir, yani diğer adıyla da Kibele. Yani hepsinin temelinde bereket ve çoğalma üreme doğma ve Buna şükretme vardır. Çünkü insanoğlu koskoca güneşin doğuşu da ve batışı esnasında bile kendi ışığını da yansıtan bir yıldız (o zamanlar) “öyle görüyordu ve bunum hareketlerini inceleyerek tarım ve hayvancılık üzerine bir şeyler yapıyordu. Ve bunun sonucunda başarılı oluyordu.

RS: Zaten 1980’lere kadar Venüs gezegeni dünyadan çıplak gözle görülebiliyordu yanılmıyorsam. Tanrıça İştar/İnanna bağlantısını açar mısınız?

TM: Bu İshtar yani iştar M.Ö. 450’li yıllarında, Avesta dilinde Persle,r bu yıldıza bu İshtar’daki sesli harfleri atarak “STR”’nin üstüne iki A bir E harfini ekledi “ASTARE” dedi. M. Ö. 300’lerde Büyük İskender bu bölgeye yaptığı uzun seferler ile hem Hindistan, hem Pers ve hem de Mezopotamya bölgelerine ait tüm astrolojik bilgileri de Yunan’a yani Grek bölgesine taşıdı. Bu taşımada sonra astrolojiye döndü. Yeryüzündeki tüm pagan ve bugünkü tek tanrılı dinlerin tapınma kültürlerinin temelinde bu Venüs, yani İştar yani “Şukra” vardır. Her sabah gün doğduğunda ona karşı ibadet eder ve akşam güneş battığında yine döner ona ibadet eder. Aslında tüm dinlerin anlatımlarında temeli geliş ve gidiş temeli olarak baktığımızda hep gökyüzünü görürüz. Öyleyse dinlerin temel oluşumunda astroloji yoluyla elde edilmiştir diyebiliriz.

RS: Siz hangi astroloji türünü kullanıyorsunuz?

TM: Vedic astroloji, 27 takımyıldızın ay menzilleri denilen Nakshatra sistemi üzerinden daha ayrıntılı bir çıkarım yapar. Vedic astroloji insan ve ruh boyutunda da ele alarak hareket eder. Doğmak ve ölmek ardındaki ruhun beden içindeki seyahatini de ele alır.

RS: En doğru astroloji yöntemi hangisidir?

TM: Tabi ki vedic astroloji! Kişinin röntgenini dahi çeker. Dalak, böbrek, kalp ne âlemde, sağlıklı mı değil mi, bunları dahi görür. Bu hastalıklar a meyilli. İse be zaman hangi periyoda ortaya çıkacağını söyler. Olabilecek olayları zamanlama bakımından en doğru biçimde vedic astroloji öngörür.

RS: Günümüzde Cennet’in hep Gökyüzünde olduğunu tahayyül ederiz. Bu bize Antik Kültürlerin eserlerinin tercümesinde Gökler ve Cennet kelimesinin karışmasından kaynaklanan bir karışıklıktır. Belki de uzaylı ziyaretçiler oldu? Siz baktığınız zaman Gökleri okumayı öğrenmek için nasıl bir yol izlemeye karar verdiniz?

TM: Evet, işin püf noktasına uzun bir soru ile girerek kısa bir cevap ile bunu anlatmak için gayret edeyim. Öncelikle İnsanın bu gün ki araştırmalar sonucunda akıl ile tanışması yaklaşık olarak 450, 500 bin yıl önceden başladığı bir gerçektir. İşte bu süreden öncesi bu akıl ile tanışan bugün insan dediğimiz biz varlıkların yaratılma aşamasının türlü senaryoları vardır. Bu senaryolarda yeryüzündeki şu andaki formda olan ancak hayvani tarafı olan bizlerin klonlanlama olduğu veya çook daha önce bu dünyayı terk eden üst aklın tekrar dönerek kendini bu dünyayı tekrar yaşanılası bir cennet haline getirmeye çalışması olabilir. Bu demektir ki daha önce bu yaşanılan yer, yani dünya cehenneme çevrilmişti. Şimdi tekrar cennet etmek için o yanında götürdüğü DNA’ları bizim ilk formumuza uyguladı. Ve bilinen dünyada, insanın dünya hâkimiyeti eli ile Cennet ve Cehennem olguları ile harmanlanarak bir arada yaşamayı hedefledi. Aslında cennet ve cehennem hiç biri gökte, şurada burada değildir… Hepsi yeryüzündedir…

RS: Hiç sizi yanılttığı oldu mu?

TM: Bireysel analizlerde hem danışanımın, hem de o an benim dikkatsizliğim sonucu yanılmışlığım vardır. Bu Astrolojinin yanılgısı değildir. Astrolog un yanılgısıdır. Mesela; Vedic astroloji olayların %70 ini görebilen bir sistemdir. Ben olmadan 1 ay önce 15 Temmuz’u 3 analiz yaparak gününü yazdım. Ve insanların TV’den izlediği olayları 4 Temmuz 2015’daki analizimde yazarak anlattım. Dünyadaki bir çok olayı da aynı şekilde. Son bariz örnek olarak Koronavirüsü geçen yıl Mayıs ayında yazdım. Ve dünyayı paniğe götürecek bir virüs salgını olacak dedim. Oysa TC’deki hiç bir astrolog bunu yazmamıştı. Tabi ki yüzlerce öngörüm vardı hepsi gerçekleşti.

RS: Peki Corona’dan daha çok can kaybımız olacak mı ve ne zaman bitecek diye Vedic astroloji ne diyor?

TM: Vedic astroloji üzeriden baktığımda esasen bu corona belki 1 yıl daha dünya üzerinde etkili olur. Ancak bununla baş etmek zor değil, her millet, her bölge kendi aşısı ve tedavi yöntemini geliştirecek. Yani aslında bu corona zaten yapacağını yaptı. Virüs salgınlarına baktığımız da Avrupa’daki veba ile aynı tutmamalıyız. O günkü bilim ile bugün arasında çok yol katledildi. Astrolojik olarak Dünya özellikle 2020 ile 2023 arası kritik bir değişim ve dönüşümü geçiriyor. 2020 astrolojik olarak Yeni Dünya düzenine geçiş yılıdır. 2015’de yaptığım bir analizde buna değinerek 2019-2020 gökyüzü trafiği diye bir yazı yazdım ve bugün yaşanılan olayları o günden öngörmeye çalıştım. Orada dinlerin ve mezheplerin tam da artık bir öneminin kalmayacağını yazdım. Bak bugün bütün mabetler kapalı bir corona yüzünden. 2020 dikey inanç ile yatay inancın tam olarak yeryüzünde çarpışmaya ve bu alanın artık doğru bir zemine oturtulması için bir milat gibi olacak dedim o yazımda. Ve bu geçiş yani, Yeni Dünya düzenine geçişin yeryüzündeki mücadelesi ise 2048 e kadar devam edeceğini 2015’te yazdım. Bunu nasıl yazıyoruz sorusuna verilecek tek cevap: Gökyüzü gezegenlerinin transitine bakarak yapıyoruz.

RS: Peki, gökyüzü haritalarına bakarak insanlar dünyada Cennet yaratabilecek mi?

TM: Evet, zaten bu Cennet’i yaratma savaşı. 2019-2020 gökyüzü hareketiyle başladı, bu 2048 yıllarına kadar devam edecek.

RS: Baskıcı rejimli Çin yükselecek mi yani?

TM: Burada asıl olan ne Çin, ne ABD, ne de Avrupa. Burada bu savaş pagan veya tek tanrılı dinlerin bile ortak paydada buluşacağı bir sürece doğru kayacak. Mesela benim Tanrım seninkinden üstün anlayışı 2048’lerde ortadan kalkacak. Mesela dünya vatandaşı olma, coğrafya veya ülke değil, bunlar olacak. Çin sadece olayı ekonomik olarak da süreci doğru götürmeye çalıştı hepsi bu. Ekonomik olarak baktığımızda zaten son 10 yıldır dünya devi, bunu bilmeyen mi var? Çin bu süreçten sonra kontrollü olarak dünya üretiminde, dünyanın her yerinde söz sahibi olmak için politikalarını geliştirecek, ancak dünya devi olmak biliyorsun, hala 20. Yüzyılda ki üretilen savaş sistemlerinde yatıyor. Her ne kadar biyolojik Savaşlar işin içine girse de… Dünya devi olmak bir de hakikaten “dev” kelimesini çağrıştırıyor. Ürkütücü bir kelime.

RS: Bir astrolog Ocak ayında katıldığı bir programda 28 Haziran 2020 tarihinde de Corona’ya bağlı ölüm rakamlarının yükseleceğini ve sonrasında Çin’in dünya lideri olacağını söyledi. Siz nasıl görüyorsunuz?

TM: Bak Rumet arkadaşım; bu dünyada Corona’yı, yani virüsü ilk yazan benim. Dünya gündeminden kontrollü bir biçimde ne zaman kalkacağını da daha Türkiye’de ölümlerin başlamadığı tarih olan 10 Mart’ta yazan da benim. Türkiye’de ölümlerin 23 Martta başlayacağını da daha önceden yazan benim. Hatta daha Ocak ayında daha İtalya’da bile ölümler olmadan toplu ölümlerin İtalya’da olacağını da yazan benim. 10 Mart tarihi yazımda “Rahu’nun boynuzlarında sıkışmış, 72 gün sonra normale dönme başlayacak” diyen de benim. 28’i için corona’dan çok büyük bir toplu ölüm olarak görmüyorum. Haziran ayında bir güneş tutulması var tetiklerse depremi tetikler.

RS: Peki, erken seçim olur mu?

TM: 2021’in 10 Haziranına kadar bu ülkede bazı değişimler hareketler olabilir.

RS: Siz 2020 Eylül-Ekim’de toplu gösteriler diye yazmıştınız diye hatırlıyorum.

TM: Bu süreç, ekonomik ve politik alan da bir kırılmayı işaret ediyor o verdiğim tarihler. Bunun her alandaki tepkisi diyelim.