Ülkece Titanic batarken çalmaya devam eden müzisyenler gibiyiz maalesef!

Bir ülkeyi ele geçirmenin en etkili yolunun eğitimi ele geçirmek olduğu söylenegelir. Böyle ‘herkes düşman’ düşüncem olmamakla beraber, eski yapının tüm olumlu-olumsuz taraflarını yıkıp, yerine sadece değiştirme amaçlı, getirdiği ve götürdüğü hesaplanmayan bir süreç yürütüldüğü ile ilgili duyumsamalarım var tabi.

Bütçede eğitime ayrılan payın ilk defa en yüksek olduğu dönemdeyiz. Okulların fiziki yapıları ile ilgili büyük atılım yaptık. Her yeni bakanla değişmekle beraber eğitim reformlarıyla  her şeyi düzelttik.

Kindar yerine dindar nesli hedef alan bir yaklaşımımız var. Bunun en önemli aracı olarak da İmam Hatip liselerinin sayısı ve hacmi çok büyütüldü. Danıştay’ın da onayladığı gibi 5.sınıftan başlayarak tüm kız çocukları okulda başörtüsü takabilecek.

Eğitimde çağın önüne geçeceğiz… Akıllı tahtalar, her çocuğun önüne Fatih Projesi ile tabletler vereceğiz. Bilgiye erişimi o kadar kolay hale getiriyoruz ki, bilgi gelip bize soracak ben neredeyim diye.

Her ili geçtik, neredeyse her ilçeye üniversite açacağız. Her mezuna iş vermek zorunda değiliz ama Almanya üniversite öğrencisi sayısında bizi kıskanacak.

Öğrenci barınmasında da örnek ülkeyiz. Her ne kadar devlet eliyle yeterince imkan yaratmasak bile bu işi Allah rızası için yaptığına çok güvendiğimiz vakıf, cemaat ve kişilerin önünü açtık onlar her seviyede öğrenciler için barınma, beslenme, dini eğitim konularında çok etkin olarak sahadalar.

Eğitimde eşitliği öne aldık, her parası olan veli, çocuğunu özel bir okula gönderebilmeli.

Bunu sağlamak için niteliğe pek bakmaksızın özel eğitim kurumlarının yaygınlaşmasını destekledik. Okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar ne kadar çok eğitime olanak sağlayan girişimcimiz varmış meğer.

Daha çok madde sayılır… Ama birazda sonuçları değerlendirelim.

Yahu ne nankörüz işte her şeyi yeni ülkenin eğitimini de yeni hale getirdik, kuş mu deve mi belli değil ama eğitimizi reforme ettik.

Çok para ayırdığımız elimizde okullarımız var. Tamam okulların bahçesi yok, okulda spor salonu yok, dil eğitim dersliği yok, bilgisayar dersliği yok ama bir sürü okul var, ne nankörüz.

Deist sayısının rekor seviyede olduğu resmi rakamlara girdi. Bunların özellikle dindar nesil hedefli okullardaki öğrenciler arasında ciddi oranda arttığı da görüldü ama uyardık bunlar artık dile getirilmeyecek.

O okulları tercih etmeseler bile o okullara öğrenci yönlendirmek için bin bir numara icat ettik, yine de bir türlü kontenjanı dolduramadık. Sınavlarda başarı oranının kesinlikle düşük olması handikapını özellikle sözlülerle verilen desteklerle yüksek oranlara taşıdık. Hem kul hakkı yiyip, hem işi ehline verme yönündeki dini öğüdü de unuttuk ama olsun onlar dindar nesil.

Haa bir de şu dağıttığımız tablet sayısını bilen varsa bir söylesin. İlgili kurumlar da bilmiyor, biz de bekliyoruz. Tabletlerin nerede olduğunu ne zaman bize bildirecek.

Sınavlarda sıfır çekme yeni mi?… Her sınavda hem de artarak sıfır çeken binlerce öğrenci oluyor, bunlar bizim çalışmalarımızı sabote ediyorlar, yoksa eğitimimiz her saniye daha kaliteli olmaya devam ediyor.

Öğrencilerimiz barınma işinde tecavüz, taciz, kötü muamele görüyor, doğru dürüst beslenemiyor, daracık yerde sıkış tıkış uyuyarak, ders çalışma imkanı da bulamıyor olabilir. Hatta baskı altındaki bir hayata mahkum olabilirler. Amma o yüce insan, dernek, vakıflar onlara imkan tanımış, yer vermişler, daha fazlasını istemek maazallah küfre girer.

Vee gelelim üniversiteye… Ordular, teknoloji büyük rol oynamazken sayısal olarak önem taşırdı, ne kadar çok asker varsa o kadar güçlü idiniz. Sonraları teknoloji varsa sayı giderek önemini yitirir oldu. Şimdi biz niye orduların bile terk ettiği sayı unsurunu, bilimin, teknolojinin, metodun, kuramın uygulayıcısı ve yapıcısı olan üniversiter ortamda bir başarı gibi sunuyoruz.
Yahu buradaki başarı nitel değil niceldir. Oxford, Cambrige, MIT vs. hiçbiri çok öğrencisi var diye dünyanın sayılı üniversitesi olmadı. Ama olsun bizim hergün sayısı artan üniversite ve öğrencimiz var. Biz dünyaya soracağız 500 yıl içinde…

Rahmetli Turgut Özal hele bir 75 milyon olalım biz dünyaya göstereceğiz ne büyük ülke olduğumuzu demişti, şimdi 82 milyonuz hala anlamadı dünya. Eğitimde de bunu yaşayacağız sanırım, biz çok iyiyiz ama hiçbir somut karşılığı yok bu iyiliğin. Allah yeni nesillerin yardımcısı olsun.