Bir kişi hariç herkes sınıfta kaldı… ‘ O kişi de Tayyip Erdoğan’

Ahmet Ravalı / İstanbul - 25 Kasım Pazartesi

Ekonomik kriz, Türk lirasının durumu, piyasalar, üretim, eğitimdeki kalitesizlik, sağlık sisteminin çökmüş olması, zamlar, terör, savaş, işsizlik, hukuksuzluk, keyfiyetçilik, bireysel şiddet, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri…
Bütün bunlar bir kenara… Hiç birinin önemi yok… Zaten çoğunu konuşmak da yasak.  Ama varsa yoksa CeHaPe… Onunla yatıp onunla kalkıyoruz… İktidara ve başındakine en küçük eleştiri bile ‘dıj güçlerin oyunu’na bağlanırken, algı yönetimi diye geçiştirilirken CHP’nin bu kadar gündemde olması, her taşın altından çıkması niye hiç konuşulmaz ki?
Ama hakkını verelim CHP içinden de bu duruma bilerek veya bilmeyerek destek verenler de yok değil hani? En son örneği dün Muharrem İnce’nin Yalova’daki köyünün bahçesinde düzenlediği basın toplantısı. Bana göre yaratılan suni gündemi lastik gibi uzatmanın dışında bir işe yaramayan, saraydakinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayan bir toplantıydı. Her cümlenin içine giydirilmiş bir sürü ‘ben’ haricinde akılda kalan da bir şey de yoktu zaten açıklamada.
Ve edindiğim izlenim, cumhurbaşkanlığı seçimini daha ilk saatlerde kabullenip ‘adam kazandı’ diyerek seçmen tabanını yarı yolda bırakan, bu açıklamanın ardından siyasi erezyona uğrayan Muharre İnce’nin buram buram komplo kokan bu son olaydan nemalanıp tekrar sahneye çıkma çabasından öte bir şey değildi. Öyle ya, köprünün altından çok sular akmış, yerel seçimde Ekrem İmamoğlu gibi bir aktör sahneye çıkmış ve iki kez İstanbul’u kazanmıştı. Mağdurların baştacı yapıldığı ülkemizde İnce’nin eline geçen bu fırsatı değerlendirip sinekten yağ çıkarma çabalarını izledik sadece.
Ancak bir de madalyonun diğer bir yüzü var ki asıl sorgulanıp konuşulması gereken husus o. Şöyle ki;
Bir gazetecinin haber kaynağı başka bir gazeteci olamaz. Hiç öyle Talat Atilla’nın dediği gibi, “bunu stajyer muhabirler bile bilir’ olayı yoktur. Eğer bir gazeteci bir başka gazeteciye haber paslıyorsa, (ki tarafların ifadelerinden bunun daha önce defalarca yaşandığını öğreniyoruz) bunun nedeni ne olabilir?
Sıkıştığında haber kaynağını açıklayarak Talat Atilla’nın ismini veren Rahmi Turan, niye CHP içinden haberin doğruluğunu ‘check’ ettiği isimlerin adını afişe etmez ya da edemez? Yoksa kimseye sormadan sadece Talat Atilla’ya inanarak mı bu asparagas haberi yayınlamıştır?
Olayın asılsız, uydurma olduğunun ortaya çıkmasının ardından Sözcü Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz’ın gazete adına yaptığı açıklama açıkça Rahmi Turan’ı dışlamak değil midir?
Metin Yılmaz açıklasında, bu konunun sadece Rahmi Turan’ın köşesinde yer aldığını, gazete sütünlerine bile taşımadıklarını söylerken ‘usta’sını açıkça tek başına bırakmamış mıdır?
Yalan haber yaptığını itiraf eden Rahmi Turan’ın, ‘gereğini yaparım’ demesi ne anlama geliyor?
Kendileri üzerine oynanan kumpasın açığa çıkması üzerine CHP yönetimi niye Talat Atilla ve Rahmi Turan hakkında tek bir söz bile söyleme gereği duymaz?
Rahmi Turan, Muharrem İnce’nin cep telefon numarasını aradığını ancak bulamadığını söylüyor. Yarım asırdan fazla gazetecilik yapmış bir sözde ‘duayen’in basit bir telefon numarasına ulaşması bu kadar mı zordur?
Keza önce “ulaşamadım” sonra da, “bulamadım” diyen Rahmi Turan, ilk yazısında haber kaynağının “saraya yakın biri” olduğunu iddia ederken, bugün ise “kaynağım gazeteci” diyor. Niye kimse bu çelişkileri sormuyor?
İlk yazının ardından İsmail Küçükkaya’nın programına çıkan Kılıçdaroğlu’nun olay için, ‘doğrudur’ demesi ve bugün ise ‘ben Saray’ı kastetmiştim’ diye kıvırması ne derece samimidir?
Kendini kurtaracak tek durumun ‘mağdur’ durumuna düşmek olduğunu bilen Muharrem İnce’nin, yaşanan bu olayları kendine yontarak ortaya atılması ne derece ahlaklı bir davranıştır?
Sonuç olarak; CHP’yi karıştırmak için basit, ahlaksız, ucuz ve utanç dolu bir senaryo yazıldı… CHP lideri ortaya çıkan bu krizi yönetmek yerine eline yüzüne bulaştırdı… Kamera gördümü dayanamayan Muharrem İnce, ‘fırsat bu fırsat’ dedi ama olmadı.
Akılda kalan tek bir şey ise Saray’ın her türlü güce muktedir olduğu, gerekirse CHP’yi bile yeniden şekillendirebileceği… İşte akıllara sokulan, yaratılan algı da bu. Başarılı oldu mu peki?
Kesinlikle!..