Siyanürlü toplu intiharlar kimin suçu? Yok oluyoruz girdabımızda

Reşit Şehmus / Batman - 23 Kasım 2019

Dört kardeş birlikte aynı fikirde el ele nasıl bir hiçliğin koynuna kendilerini atabilir? Babalar anneler kendi hayatları kör kuyularda olsa bile uyandırmaya kıyamadığı çocuklarının umutlarını, hayallerini nasıl kendi elleri ile söndürebilir?

Bu sorular kaç zamandır kafamda dönüp duruyor. Ruhuma yapıştı adeta. Bu yazı biraz iç dökme olacak kusuruma bakmazsanız. Daha demin 5 yıldır aynı apartmanda yaşadığımız komşumuzla selamlaşmadan yan yana geçtik. Tam unutmuşken sorular yine kafamda dolaşmaya başladı. Nasıl? Nasıl olabilir? Bir sebep de bu aramızdaki uçurum olabilir mi?

Ne garip bir hayat yaşıyoruz oysa… Bir köyün sığdığı binada selam verdiğimiz, tanıdığımız tek bir kişi yok. Üç köy ötesini bebeğine kadar tanırdık oysa. Ne bakkalımız, ne kasabamız ne tanıdık esnafımız var. AVM’den internetten alıyoruz her şeyi.

Yakın bir arkadaşımız, dostumuz yok. İki cümle içimizi dökecek tek kişi yok. Darda kaldık iki kuruş borç verecek biri yok, eşimle dostumla sıkıntım var; iki hak kelam laf edecek, arayı bulacak biri yok.

Kendi girdabımızda sürükleniyoruz. Kah ruh açlığından, kah beden açlığından, kah sevgisizlikten, kah doyumsuzluktan, ne istediğini bilememekten dönüp duruyoruz kendi girdabımızda. Selamsız, sabahsız, sevgisiz, kimi zaman ekonomik sorunlar, kimi zaman aile-çevre ile sorunlar… Ve aşamıyoruz girdabımızda. Abi şu sıkıntım var ne yapayım, dostum sen olsan ne yaparsın? diyececek biri yok. Olmadık şeylerin pençesine düşüyoruz. Aklımızdakinden çok çok uzaklaşıyoruz. Çıkış kapısı bulamıyoruz. Ve yok oluyoruz girdabımızda.

Ama duyan yok. Herkes üç maymunu oynuyor. Hadi devletin hiç umrunda değiliz. Yarattığı yıkımın, oluşturduğu yozlaşmanın ekonomik bunalımın- uçurumun suçunu siyanürde arayıp hiç mi hiç üstüne alınmıyor. Peki bize ne oldu? 

Biri bize el atmalı, kendimize bir el atmalıyız çok geç olmadan. Kendimizin ve ailemizin hayatını karartamayız. Güneşli ve güzel günlerin olduğunu, olacağını, gün doğmadan neler doğabileceğini, bir yağmurla, bir güneşle herşeyin yenilenebileceğini görüp yeni bir baharla hayata tutunmalıyız.

Dört kardeş birlikte aynı fikirde elele nasıl bir hiçliğin koynuna kendilerini atabilir. Babalar anneler kendi hayatları kör kuyularda olsa bile uyandırmaya kıyamadığı çocuklarının umutlarını, hayallerini nasıl kendi elleri ile söndürebilir.

Aklım almıyor demiyorum. Gün gün o insanların kendi girdaplarında nasıl sürüklendiğini belki hepimiz gördük.

Şu süre gelen hayatta bencilliği bırakıp etrafa biraz bakmalıyız. Biz birlikte varız. Sorun varsa hepimizin sorunu. Bir bakmışız girdap bizi de kendine çekmiş.

Geç olmadan toplumsal çarpıklıklar, eşitsizlikler giderilmeli, insanlar birbirini anlayabilmeli. En kısası birbirine selam verebilmeli…

Yoksa insanların zamping yaptığı siyanürlü bir intihar haberi oluruz.

Çünkü girdap gün geçtikçe büyüyor…