Nil Karaibrahimgil; Ben 30’larımın ortasına kadar şarkıma sadık kaldım!

Nil karaibrahimgil’in ”Hürriyet” için yazdığı yazıda,evlilik üzerine kendi hayatının çerçevesinden bir bakış ve Darwin’in yazmış olduğu evlilik listesi ile ilgili de bahsediyor aynı zamanda.

Yazısını buradan okuyabilirsiniz…

 

”  Evlenmeli mi? Evlenmemeli mi?

İlk albümüm ”Nildünyası” çıktığında, 26 yaşındaydım. O kadar da genç değildim yani. Albümde, ”Evlenmek gerek” diye bir şarkı vardı.

30’a yaklaşıyordum ve 30’un suratıma evleeen diye haykıracağından emindim.

Buna isyanım vardı.

”Yaşım geldi / annem dedi / onun gibi / evlenmek gerek. / aman gün almasın/ 30’undan/ bir tane bulunsun aynı/ babasından” diye başlıyordu.

Nakaratta da basıyordu çığlığı.

Mazhar abi bana, ”şarkılarında sakin sakin gidip, sonra nakaratta Çaykovski gibi çığlığı basıyorsun” demişti.

”Anne benim koşmam gerek/ istemiyorum pilav yapmak/ sana bir de torun gerek/ istemiyorum çocuk bakmak/ anne ben aşka inanmam/ önce aşık olmam gerek/ gözyaşlarıyla sulanmam/ evlilik benim solmam demek” diye avaz avaz bağırmıştım.

Hayat hikayesi evlilik bölümüne gelmişti ve havada asılı bir soru işareti gibi duruyordu, göz ardı etsem de.

Evlilikle ilgili duyduğum iki üç cümle var ki, cebimden çıkarmam.

Biri, hayatta en önemli karar kiminle evlendiğin. İkincisi, hep bugünün kavgasını yap. Üçüncüsü de, tanıdığım bir çiftin aralarında yaptığı anlaşma: Canın hiç sıkılmayacak ama sen de bana hep huzur vereceksin, anlaştık…

Ben 30’larımın ortasına kadar şarkıma sadık kaldım.

Sonra da kalbimin sesine kulak verdim.

Geçen hafta karşıma Darwin’in evlenmeden önce karar vermek için yaptığı liste çıktı.

”Neden evlenmemeli” yazmış, altına sebeplerini sıralamış. Yanına da ”neden evlenmeli” yazmış. Onun da sebeplerini saymış teker teker.

Düşünün Darwin bu listeyi, 1839’da yapmış.

Biz 2018’deyiz ve onun o zamanlar içinde bulunduğu yaşantının detaylarını, bizim zamanınkilere çevirirsek, bence hâlâ hepsi geçerli.

İşte Darwin’in listesi:

Evlenmezsen:

◊ İstediğin yere gitme özgürlüğü var.

◊ İstediğin kimselerle istediğin kadar beraber olma rahatlığı var.

◊ Centilmen kulüplerinde zeki erkeklerle sohbet imkanı var.

◊ Akrabaları ziyaret ve en önemsiz şeylerle ilgilenme zorunluluğu yok.

◊ Çocuk sahibi olmanın külfeti ve gerginliği yok.

◊ Evde kavga gürültü yok.

◊ Akşamları okuma rahatlığı var.

◊ Asap bozukluğu ve sorumluluk yok

◊ Kitaplara daha çok para var.

◊ Çok çocuğun olduğu için (istemediğin bir işte) çalışma mecburiyeti yok.

Evlenirsen:

◊ Çocuklar var (Allah izin verirse)

◊ Seninle daimi ilgilenecek ve ileri yaşta sana arkadaşlık edecek bir eşin var.

◊ Evde canlı müzik ve kadın sohbeti var. (İkisi de sağlık için çok iyi)

◊ Aman Allah’ım, insanın ömrünü bir işçi arı gibi (boş bir işte) çalışıp durarak geçirdiğini ve başka hiçbir şey yapamadığını düşünmek dayanılmaz bir his. Yok yok bu olacak iş değil.

◊ Günün tamamını baca dumanı içinde pis bir Londra evinde tek başına geçirdiğini düşün. Şimdi o evde kendini bir de şömine karşısında, bir koltukta, yanında güzel, yumuşak huylu bir kadınla, kitaplarla ve belki müzik dinleyerek otururken hayal et.

◊ Ve bu hayali büyük Marlborough caddesinin insanın içini karartan karanlığıyla karşılaştır.

Neyse ki kalp liste yapmıyor

 

-Nil Karaibrahimgil