Kampanyalı enflasyon programı ve ekonomik gerçekler

Prof. Dr. Tahsin BAKIRTAŞ  Neoluyoo Yazarı

Dün açıklanan, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele programı”, Serbest Piyasa mantığı ile çelişmektedir. Bundan da öte enflasyonu öteleme işlevi belki görebilir, o kadar. Enflasyon, polisiye önlemlerle, iş insanlarına rica ederek, belli ürünlerde kampanyalı fiyat indirimi sağlayarak ya da kamuda artırılması gereken fiyatları geçici süre dondurarak önlenemez.

Enflasyon bir neden değil, uygulanan ekonomi politikalarının bir sonucu olarak oluşur…

Palyatif, ekonomi mantığından uzak politikalar çok kısa vadede sonuç verir gibi görünse de orta vadede tam tersi sonuçlar doğurur. Unutmamak gerekir ki, enflasyon özünde parasal bir sorun gibi gözükse de aslında reel ekonominin tıkanıklarından ve piyasadaki tökezlemelerinin bir sonucu oluşur; ve yükselen enflasyonun düşürülmesine yönelik politikalar da, reel ekonominin ve piyasa tökezlemelerinin ortadan kaldırılmasıyla oluşmalıdır.

“Son dönemlerde ekonomi politikaları oluşturulurken; bilimsel gerçeklikten uzak, kasaba kültürünün yoğunluğunda yöntemlere başvurmak bir gelenek oluşturmaya başladı.”

Döviz yakmak, belli ürünleri boykot etme seansları düzenlemek vb. usullerle gerçekleşen bu gelişmeler, ekonominin olmazsa olmazlarını yapmak yerine öncelendi. Bu tür eylemler, iktidarla patronaj ilişkileri yoğun olan kesimlerde kaçınılmaz bir gerçeklik olarak dursa da; ekonomi biliminin gerçekliğinden oldukça kopuk ve sonuç alamayan uygulamalardır.
Türkiye’de ekonominin reel kesim sorunları oluşmuştur. Türkiye’ye Kemal Derviş’in gelmesiyle birlikte oluşturulan Dış Finansmana Dayalı Kalkınma Stratejisi çerçevesinde Merkez Bankası da dalgalı kur sisteminde Enflasyon Hedeflemesi ve Fiyat İstikrarını yalnızca önceleyen bir politika oluşturmuştur.

“Dövize dayalı enflasyonu düşürme”

Merkez Bankasının izlediği dar çerçeveli bu politika reel ekonomide uzun vadede kalıcı ve onarılması güç olumsuz etki yaratmıştır. Bu olumsuz etkiler “ Logolu Ürünlerde Fiyat İndirimi” ile çözülebilecek sorunlar hiç değildir. Türkiye’de yaklaşık 10 yıl süren “Dövize dayalı enflasyonu düşürme” politikaları çöktükten sonra, Türkiye yeni bir yol bulmakta zorlandığı görülmektedir. Dışarıdan Türkiye Ekonomisine enjekte edilen dolarlarla, Eurolorla Türkiye halkının tüketiminin kamçılanması, üretmek yerine ithal edip ürünlerin ticaretine girişmek ile devam eden süreç sonunda tıkanacaktı ve tıkandı.

Bu tıkanma sürecinde;

* İç tasarrufların aşırı düşmesi ve dış tasarruflarla (dış borçlanma) aşırı ve lüks tüketime yönelim…

* Üretim yerine ithalata yönelme ile ortaya çıkan ekonomideki sanayi ve sanayi istihdamındaki gerilemeler…

* Üretimdeki gerileme ile birlikte ara mallarının da ithal etme sürecine koşut ihracatın da ithalata aşırı bağımlılığı…

* Eğitimdeki niteliksel gerilemeye koşut, üretimin niteliğinin giderek düşmesi

* İktidarla girişilen patronaj ilişkiler odaklı kamu kaynaklarının belli bir çevreye aktarılması ve bu toplum kesimlerinin aşırı lüks tüketime yönelmesidir.

Bu olumsuz gelişmelerin yanında bir de uluslararası para-sermayenin Türkiye vb ülkelere akışının yavaşlaması hatta tersine dönmesi eklenince tıkanma süreci hızlandı.

“Enflasyonla mücadele etmek, 3-5 ay fiyat artışlarını kampanya ile ertelemek ile değil; tüm ekonomideki tıkanan süreçleri ortadan kaldırmakla gerçekleşir.”

Türkiye’nin son yıllarda kendi iç özgül sorunları da buna eklenince Türkiye’de TL’nin aşırı değer kayıplarına uğraması kaçınılmaz hale geldi; ve aşırı değer kaybına da uğradı. Bu da Türkiye’de enflasyonun hızlanmasına yol açtı.

Yeni ekonomi stratejisi…

Türkiye Ekonomisi reel olarak tıkanmıştır ve bu tıkanıklığı aşmak için yeni bir ekonomi stratejisine gereksinim vardır. Bu yeni ekonomi stratejisinin temelinde de üretim ekonomisi ile büyümek ve büyümenin de kapsayıcı olmasıdır. Enflasyonla mücadele etmek 3-5 ay fiyat artışlarını kampanya ile ertelemek vb ile değil; tüm ekonomideki tıkanan süreçleri ortadan kaldırmakla gerçekleşir.